Bu metin, metafizik alanın nasıl bilinebileceği konusunda iki farklı yaklaşımı tanıtmaktadır. Bu yaklaşımların biri, fiziksel dünyayı ve onun yasalarını temel alan, gözlem ve deneye dayalı bir bilme tarzıdır. Bu yaklaşıma göre, metafizik alan, fizik ötesi veya doğa ötesi olarak adlandırılan, duyu organlarıyla algılanamayan ve kanıtlanamayan olguları inceleyen bir bilim veya felsefe dalıdır. Bu yaklaşım, metafizik alanı, insanın kendi bakış açısından ve kullandığı sembollerden bağımsız olarak var olan bir gerçeklik olarak kabul etmez. Bu yaklaşımın temsilcileri arasında, Aristoteles, Descartes, Kant, Hume, Popper gibi filozoflar sayılabilir.
Diğer yaklaşım ise, metafizik alanı, insanın kendi özüne, ruhuna, bilincine ve Tanrı’ya ulaşabileceği bir bilme tarzı olarak görür. Bu yaklaşıma göre, metafizik alan, fiziksel dünyanın sınırlarını aşan, mutlak ve değişmez bir gerçekliği ifade eder. Bu yaklaşım, metafizik alanı, insanın kendi bakış açısını ve sembollerini aşan, sezgi, akıl, vahiy veya mistik deneyim yoluyla kavranabilen bir alan olarak kabul eder. Bu yaklaşımın temsilcileri arasında, Platon, Plotinus, İbn-i Sina, Mevlana, Spinoza, Hegel, Bergson gibi filozoflar sayılabilir.