Osmanlı hükümdarları, devlet işlerinin yanında şiir ve güzel sanatlarla ilgilenmişlerdir çünkü bu, Osmanlı Devleti’nin kültürel ve entelektüel gelişimine katkıda bulunmuştur. Osmanlı padişahları, Türk dilinin ve kültürünün gelişmesine destek olmak için şiir yazmış, sanat eserleri yaptırmış, âlim ve sanatkârlara hürmet göstermiş ve onları himaye etmişlerdir. Şehzadelikleri boyunca iyi bir eğitim alan padişahlar, kendi divanlarını yazacak derecede ileri edebiyat ve şiir bilgisine sahip, ince ruhlu insanlardı. İşte bazı Osmanlı padişahlarının şiirlerinden örnekler:
-
II. Murad (Murâdî):
“Uykuda dün gece cânım gibi cânan gördüm
Ten-i efsürdede kalkıp eser-i cân gördüm
Ey Murâdî şeh-i devrân iken elân seni
Zülfüne kılmış esir ol şeh-i hûbân gördüm”
-
Fatih Sultan Mehmed (Avnî):
“İmtisâl-i câhidû fi’llah olupdur niyyetim
Dîn-i İslâm’ın mücerred gayretidir gayretim
Ey Mehemmed mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtar ile
Umaram gâlib ola a’dâ-yı d’ine devlet”
-
II. Bayezid (Adlî):
“Hudâyâ hudâlık sana yaraşır
Nitekim gedâlık bana yaraşır
Şu gündeki hiç çâresi kalmaya
Ana çâre-res Mustafâ yaraşır”
-
Yavuz Sultan Selim (Selîmî):
“Dilberâ yüzün gören bülbül gül-i terden geçer
Leblerin tadını bilen tûti şekkerden geçer
Ey Selîmî kan dökerse çeşm-i giryânın n’ola
La’l-i yâre dil verenler la’l u cevherden geçer”
Bu padişahların şiirleri, sadece devlet işleriyle değil, aynı zamanda sanatla da iç içe geçmiş bir dönemin izlerini taşımaktadır. Osmanlı hükümdarlarının bu sanatsal yönleri, onların kişisel ifade ve duygusal zenginliklerini yansıtmaktadır.