a) Matthew Meselson ve Franklin Stahl’ın deneyinde azot izotopları kullanılmasının nedeni, DNA replikasyonunu izlemek için bir işaretleyici olarak görev yapmalarıdır. DNA’nın nükleotit bazlarında doğal olarak bulunan azot, iki farklı izotop (14N ve 15N) formunda mevcuttur. 15N daha ağır bir izotop olduğu için, DNA’yı santrifüjleme yoluyla ayrıştırmak mümkün olur. Bu yöntem, DNA replikasyonunun nasıl gerçekleştiğini görselleştirmek için kullanılmıştır.
b) Parçalı eşleşme modeli, Meselson ve Stahl’ın deney sonuçlarına göre çürütülmüştür çünkü bu model, DNA’nın her replikasyon sonrası tamamen yeni nükleotitlerden oluştuğunu öne sürer. Ancak, deney sonuçları DNA ipliklerinin yarı korunumlu bir şekilde eşlendiğini, yani her yeni DNA molekülünün bir orijinal ve bir yeni iplik içerdiğini göstermiştir.
c) Eğer bakteriler önce 14N’lü ortamda çoğaltılıp sonra 15N’li ortama aktarılsaydı, deney sonucunda elde edilen DNA moleküllerinin bir ipliği 14N ve diğer ipliği 15N içerecek şekilde melez (yarı ağır) bir yapıya sahip olacaktı. Bu, yarı korunumlu replikasyonun bir başka kanıtı olurdu. İlk replikasyon sonrası, her bir DNA molekülünün bir ipliği orijinal 14N ipliği ve diğer ipliği yeni sentezlenmiş 15N ipliği olacaktı. Bu durum, santrifüjleme sonrası orta yoğunlukta bir bant oluşmasına neden olurdu.