MEHLİKA SULTAN
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç
Gece şehrin kapısından çıktı:
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç
Kara sevdalı birer âşıktı.
Bir hayâlet gibi dünya güzeli
Girdiğinden beri rü'yâlarına;
Hepsi meshûr, o muammâ güzeli
Gittiler görmeye Kaf dağlarına.
Hepsi, sırtında aba, günlerce
Gittiler içleri hicranla dolu;
Her günün ufkunu sardıkça gece
Dediler: ''Belki bu son akşamdır''
Bu emel gurbetinin yoktur ucu;
Daimâ yollar uzar, kalp üzülür:
Ömrü oldukça yürür her yolcu,
Varmadan menzile bir yerde ölür.
Mehlika'nın kara sevdalıları
Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya,
Mehlika'nın kara sevdalıları
Baktılar korkulu gözlerle suya.
Gördüler: ''Aynada bir gizli cihân..
Ufku çepçevre ölüm servileri.....''
Sandılar doğdu içinden bir ân
O, uzun gözlü, uzun saçlı peri.
Bu hâzin yolcuların en küçüğü
Bir zaman baktı o viran kuyuya.
Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü
Parmağından sıyırıp attı suya.
Su çekilmiş gibi rü'yâ oldu!..
Erdiler yolculuğun son demine;
Bir hayâl âlemi peydâ oldu
Göçtüler hep o hayâl âlemine.
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç
Seneler geçti, henüz gelmediler;
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç
Oradan gelmeyecekmiş dediler!..
Yahya Kemal Beyatlı'nın "Mehlika Sultan" adlı şiirinde anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe Sözlük'teki anlamlarını aşağıda bulabilirsiniz:
-
Mehlika: Eski Türkçe'de "çok güzel, parıltılı" anlamına gelen bir kadın ismi.
-
Âşık: Aşk duyan, birine büyük sevgi ve bağlılıkla tutkun olan kimse.
-
Hayâlet: Görüntüsü gerçek olmayan, var olmayan; hayal ürünü olan şey.
-
Rüya: Uykuda görülen düş; hayal.
-
Meshûr: Sihirlenmiş, kendisine büyü yapılmış kimse.
-
Muammâ: Anlaşılması zor, gizemli, sırrı çözülmemiş şey.
-
Kaf Dağı: Masallarda ve mitolojide adı geçen, ulaşılamaz bir dağ; zorlukların sembolü.
-
Aba: Kalın yünlü kumaştan yapılmış, genellikle dervişlerin giydiği bir tür giysi.
-
Hicran: Ayrılık acısı, hasret, özlem.
-
Emel: Amaç, istek, arzu.
-
Menzil: Yolculuk sırasında konaklanan veya varılmak istenen yer; hedef.
-
Servi: İnce, uzun, genellikle mezarlıklarda dikilen bir tür ağaç.
-
Virân: Harap, yıkık, terk edilmiş.
-
Çıkrık: Suyu kuyudan çıkarmak için kullanılan, bir kolun döndürülmesiyle işleyen basit mekanizma.
-
Peyda: Ortaya çıkma, meydana gelme.