DUHA KOCA OĞLU DELİ DUMRUL VE YÜREK YİĞİT KARA KOR
Oğuz İli’nde, Deli Dumrul adında biri vardı. Suyu akmayan bir çayın üstünde köprü yaptırmış ve geçenden otuz üç akçe alıyordu. Bir gün, köprünün yakınındaki bir obadan genç yiğit Kara Kor, Deli Dumrul’un zorbalığını duyarak onunla yüzleşmeye karar verdi.
Köprüde Deli Dumrul, “Benim gibi birini tanıyan var mı?” diye bağırırken, Kara Kor atına atladı. Deli Dumrul, Kara Kor’u görünce “Önce benimle dövüşmelisin!” dedi. Kara Kor, “Zorbalıklarına son vermek için buradayım,” yanıtını verdi. İki yiğit köprüde savaşa başladı, Kara Kor Deli Dumrul’a eşit şekilde direndi.
Bir anda Deli Dumrul yere yığıldı ve Azrail belirdi. Deli Dumrul, “Beni bırak, Kara Kor’un canını al!” diye yalvardı. Kara Kor ise “Ya Deli Dumrul’un canını al, ya da benim canımı!” dedi. Azrail, cesaretine hayran kalıp, ikisini de kurtarabileceğini söyledi.
İkili birlikte ormanda dolaşırken, yaşlı bir adamla karşılaştılar. Adam, “Yıllardır yaşamaktan yorgunum, eğer canım faydalı olacaksa verebilirim,” dedi. Deli Dumrul, yaşlı adamın cesaretine teşekkür ederek Azrail’e, “Bu adamın canını alabilirsin,” dedi. Azrail, yaşlı adamın canını aldı ve Deli Dumrul ile Kara Kor’u bıraktı.
Deli Dumrul, zorbalıktan vazgeçerek köprüsünü adil bir yere dönüştürdü. Zamanla, Deli Dumrul ve Kara Kor’un hikayesi efsane haline geldi. Dedem Korkut, bu destanı anlatarak dualar etti ve hikayenin yaşamasını sağladı.