Atatürk’ün 2 Mayıs 1920’de kurulacak bakanlığın adının “Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı” olması gerektiğini savunması, onun sağlık anlayışının ne kadar geniş ve kapsayıcı olduğunu göstermektedir. Sağlık sadece hastalıkların tedavi edilmesi değil, aynı zamanda insanların bedenen, ruhen ve sosyal yönden iyi olma hâlidir. Atatürk de bu gerçeği çok önceden görmüş ve sağlık hizmetlerini sadece doktor-hasta ilişkisiyle sınırlamayıp, sosyal yardımla desteklenmesi gerektiğini düşünmüştür.
O dönemde halkın büyük bir kısmı yoksulluk içinde yaşıyor, salgın hastalıklarla mücadele ediyor ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorluk çekiyordu. Bu nedenle, sadece hastaneler açmak veya doktor sayısını artırmak yeterli olmazdı. Aynı zamanda halkın yaşam koşullarını iyileştirmek, beslenme, barınma ve genel refah seviyesini yükseltmek de önemliydi. Sosyal yardım, toplumun en zayıf kesimlerinin de sağlık hizmetlerinden faydalanmasını sağlamak için gerekliydi.
Atatürk’ün bu bakış açısı, 1940’lı yıllarda Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık tanımıyla da örtüşmektedir. Çünkü sağlık, sadece hastalığın olmaması değil, insanların fiziksel, ruhsal ve sosyal anlamda tam bir iyilik içinde olmasıdır. Atatürk, daha Cumhuriyetin ilk yıllarında bu anlayışı benimsemiş ve devletin sadece tedavi edici değil, koruyucu ve destekleyici sağlık hizmetleri sunması gerektiğini öngörmüştür. Bu yüzden bakanlığın adında “Sosyal Yardım” ifadesinin yer almasını istemesi, onun ileri görüşlü bir lider olduğunu ve halkın refahını her yönüyle düşündüğünü göstermektedir.