Abartma (mübalağa) sanatı, bir durumun, duygunun ya da özelliğin olduğundan çok daha büyük, çok daha fazla ya da çok daha az gösterilerek anlatımın etkileyiciliğini artırma sanatıdır. İşte bu sanata ait yirmi örnek cümle:
-
Ağlamaktan gözünden sel oldu, bütün şehir sular altında kaldı.
-
O kadar çok acıkmıştım ki, koca bir öküzü tek başıma yiyebilirdim.
-
Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.
-
Çocuğun sesi, binlerce kilometre öteden bile duyuluyordu.
-
Dertlerim o kadar ağır ki, sırtımda dağları taşıyor gibiyim.
-
Seni görmeyeli bin yıl oldu sanki.
-
O gün o kadar çok güldük ki, midemiz patladı.
-
Babamın öfkesiyle gök gürledi, yer sarsıldı.
-
Ona bir sır verdim, dünya duydu.
-
Soğuktan dişlerim birbirine çarparken hissettiğim acı, sanki demir dövüyordu.
-
Bir kez kaşını çatsa, bütün ordu korkudan titrerdi.
-
Çantasında o kadar çok kitap vardı ki, taşıması için vinç gerekliydi.
-
Başımı yastığa koyar koymaz, saatler süren uykusuzluk çektiğimi hissettim.
-
Anlattığı fıkraya gülmekten sandalyeden düştük, beş dakika kendimize gelemedik.
-
Ayakkabısı o kadar eskimişti ki, deliklerinden bütün gökyüzü görünüyordu.
-
Sıcaklık elli dereceyi geçmişti, sanki güneş yeryüzüne inmişti.
-
Onun hayali içimde okyanuslar kadar büyük bir yer kaplıyor.
-
Köydeki dedesi yüz yaşında olmasına rağmen bir genci bile cebinden çıkarırdı.
-
Pazarda o kadar kalabalık vardı ki, iğne atsan yere düşmezdi.
-
Bir ömür bekledim, ama o tren hiç gelmedi.