Evet sevgili seyirciler, ekranlarının başındaki macera tutkunları! "Keşif Rotası"na hoş geldiniz. Bugün sırt çantamızı aldık ve sanki dünya üzerinde değil de Mars’ta bir yolculuğa çıkmışız gibi hissettiren o büyülü coğrafyaya, Kapadokya’ya geldik!
Şu manzaraya bir bakın! (Eliyle arkayı gösterir gibi yaparak) Doğanın milyonlarca yıl boyunca rüzgarla ve yağmurla işlediği, adeta bir dantel gibi ördüğü bu Peri Bacaları’nın arasında yürürken insan kendini bir masal kahramanı gibi hissediyor. Sabahın ilk ışıklarıyla gökyüzüne havalanan yüzlerce renkli balon, bu kızıl vadinin üzerinde süzülürken ortaya çıkan görüntü gerçekten nefes kesici. Burası sadece taştan ve topraktan ibaret değil; burası "Güzel Atlar Ülkesi".
Sadece yerin üstü mü? Hayır! Yerin metrelerce altına kazılmış, binlerce yıl önce insanların saklandığı o gizemli yeraltı şehirlerinde dolaşırken tarihin fısıltılarını duyabiliyorsunuz. Daracık tünellerden geçerken "Burada nasıl yaşamışlar?" diye düşünmeden edemiyorsunuz. Her bir kaya oyuğunda, her bir mağara evinde bambaşka bir yaşanmışlık saklı.
Kapadokya, anlatılmaz yaşanır derler ya, gerçekten de öyle. Burası, her adımda sizi şaşırtan, her köşesinde yeni bir sürpriz saklayan bir açık hava müzesi. Eğer hala yolunuz buraya düşmediyse, listenizin en başına ekleyin derim. Şimdilik bu taş masalından aktaracaklarımız bu kadar. Haftaya bambaşka bir rotada, bambaşka bir macerada görüşmek üzere, keşifle kalın!