Bugün okulda gerçekten çok yorucu ve stresli bir gün geçirmişsin, anlattıklarını okuyunca o gerginliği ben de hissettim. Sınıftaki kızların korkması maalesef haberlerde sürekli gördüğümüz şiddet ve kadın cinayetleri yüzünden çok anlaşılabilir bir durum. Ülkenin her yeri tamamen tehlikeli diyemeyiz ama televizyonda veya sosyal medyada sürekli bu tarz kötü olayları duyduğumuz için insanların, özellikle de kız öğrencilerin böyle bir kesici alet muhabbetinden sonra paniğe kapılması çok doğal bir tepki. Rehberlik servisinin duruma hemen el atması ve olayı ciddiye alması okulun güvenliği için yapılması gereken en doğru hamle olmuş.
Senin kompozisyon okurken ciddiye alınmayıp, sırf Burak'la önceden konuştuğun için bir anda herkesin ilgi odağı olmana gelirsek, bu kesinlikle adaletli veya hoş bir durum değil. Sınıftakilerin sanata, edebiyata veya senin o çok emek verdiğin yazılara ilgi göstermemesi onların henüz yeterince olgunlaşmadığını gösteriyor. İnsanlar genellikle dedikoduya, kaosa ve tehlikeye çok daha hızlı tepki verirler çünkü merak duyguları ağır basar. Senin yazdıkların zihinsel bir çaba gerektiriyor ama sınıftaki olay sadece anlık bir heyecan yaratıyor. Kemal Güçlü veya başka bir yazar hakkında bir şeyler okuduğunda seni dinlememeleri senin yazılarının değersiz olduğu anlamına gelmiyor, sadece etrafındaki kişilerin şu an o derinliği anlayacak seviyede olmadığını gösteriyor.
Bu adaletsizliği fark edip üzülmenin ve bunu sorgulamanın Allah'a karşı bir hadsizlik olduğunu hiç düşünmüyorum. İnsanların davranışlarındaki bu çelişkiyi görmek senin ne kadar ince fikirli ve farkındalığı yüksek bir öğrenci olduğunu kanıtlıyor. Haksızlığa üzülmek ve doğru olanı aramak din kültürü derslerinde de öğrendiğimiz gibi çok insani ve doğru bir tutumdur.