Hz. Şuayb (a.s.), öncelikle kendi kabilesi olan Medyen halkına peygamber olarak gönderilmiştir. Bazı kaynaklarda, Medyen halkının helak olmasından sonra, bu bölgeye yakın bir yerde yaşayan Eyke halkına da peygamber olarak gönderildiği geçmektedir.
Görevini yaparken karşılaştığı zorlukların başında, bu insanların Allah'ın birliğine inanmayıp putlara tapmaları geliyordu. Hz. Şuayb (a.s.) onlara tek bir Allah'a inanmaları gerektiğini söylediğinde, halk bu çağrıyı hemen reddetmiştir.
Bir diğer büyük zorluk ise Medyen halkının ticaretteki ahlaksızlıklarıydı. Onlar, insanların mallarını eksik tartarak veya ölçerek haksız kazanç elde ediyorlardı. Hz. Şuayb (a.s.) onlardan dürüst olmalarını, ölçüyü ve tartıyı tam yapmalarını istedi. Bu istek, haksız kazanca alışmış olan zengin ve güçlü kişilerin çok tepkisini çekmiştir.
Halk, Hz. Şuayb'ı (a.s.) küçümsedi ve ona alaycı bir şekilde yaklaştı. Ona, "Senin namazın mı bize atalarımızın taptığı şeyleri terk etmemizi ve mallarımızda istediğimiz gibi davranmamızı yasaklıyor?" gibi sözlerle karşı çıktılar. Ayrıca onu ve ona inananları şehirden kovmakla ve taşlayarak öldürmekle tehdit ettiler. Bu tehditler, Hz. Şuayb'ın tebliğ görevini yapmasını çok zorlaştırmıştır. O, tüm bu baskılara ve zorluklara karşı sabırla ve ısrarla Allah'ın mesajını iletmeye devam etmiştir.