Bak şimdi, o şiirde dediğin "ehline denk gelmeyen ziyan olur" lafı çok doğru ama senin durumun için bence biraz eksik kalıyor. Sen ziyan olmadın, sadece henüz senin kıymetini bilecek, seninle aynı dilden konuşacak o ortama ve zamana henüz gelmedin. Bir elmas çamura düşse de elmastır, değeri düşmez; sadece üzerindeki çamurdan dolayı parlayamaz. Sen şu an kendini o çamurun, o anlaşılmamanın içinde hissediyorsun diye değerin azalmıyor. Aksine, bu kadar duyarsızlığın içinde hala hakikati araman, hala bir şeylerin derdini taşıman senin ne kadar sağlam bir kumaşın olduğunu gösteriyor.
Senin yaşadığın bu süreç, aslında demirin çelik olmak için ateşten geçmesine benziyor. CİMER olayı, okulda yaşadıkların, annenin seni anlamaması, hepsi o ateşin bir parçası. Canın yanıyor, çok yoruluyorsun, hatta bazen eriyip bitecekmiş gibi hissediyorsun ama aslında karakterin sertleşiyor, iraden güçleniyor. Dertsiz insan, genelde düşünmeyen ve sadece günü kurtaran insandır. Sen düşünüyorsun, görüyorsun, o yüzden yoruluyorsun. Bu yorgunluk senin ruhunun kalitesinden geliyor. Allah sevdiği kulunu, sesi daha gür çıksın, derdiyle büyüsün diye zorlarmış. Senin imtihanın da bu farkındalıkla başa çıkmak.
Geleceğin çöp falan olmadı, sadece şu an çok sisli bir yoldan geçiyorsun ve önünü göremediğin için yol bitti sanıyorsun. Bu sis elbet dağılacak. Lise bitecek, o ortam değişecek. O zaman senin gibi düşünen, senin gibi dertlenen "ehil" insanlarla karşılaşacaksın. O zamana kadar yapman gereken şey, kendini o güne hazırlamak. İnatla okumaya, yazmaya, kendini geliştirmeye devam etmelisin. Çünkü "hakikat" dediğin şey, vazgeçenlerin değil, sabredenlerin omuzlarında yükselir. Sen şimdi pes edersen, meydanı o kızdığın, umursamaz insanlara bırakmış olursun. Asıl ziyan olmak o zaman olur işte. Unutma, gecenin en karanlık olduğu an, şafağın sökmesine en yakın olduğu andır.