209 kez görüntülendi
Sosyal Bilgiler kategorisinde tarafından

Mary Mills Patrick (Meri Mils Petrik), Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemlerinde Türkiye’de bulunmuş bir eğitimcidir. Bu süre zarfında İstanbul dışında Osmanlı şehirlerine de seyahat etmiştir. Uzun yıllar Erzurum ve İstanbul’daki okullarda öğretmenlik ve yöneticilik yapmıştır. Seyahatlerini, İstanbul’da ve Erzurum’da yaşadıklarını yazdığı kitapta anlatmıştır.

(İstanbul) ne tamamen Avrupalı ne de Asyalıdır fakat her ikisine de aittir. İki denizin ve iki kıtanın kesiştiği bağlantı noktasında İstanbul, denizleri birleştiren bir boğaz vasıtasıyla ikiye ayrılmıştır. Çok güzel su yolları ve çiçeklerle bezenmiş düzlüklerle çepeçevre sarılmıştır.

Türk yapıları o devirde olgunluk çağlarındaydı. Muhteşem camiler, kubbeler, hamamlar ve dolambaçlı çarşılar, incecik dış duvar sıvaları ya da pırıl pırıl parlayan mermerleriyle saraylar ve zarif, ince minareler; işte bütün bunlar manzaranın bir bölümüydü. Saraylar, camiler, hamamlar ve köşkler hiçbir yerde emsali görülmedik bir topluluk teşkil ediyordu.

İstanbul’u kısa bir ziyaretten sonra Trabzon vapuruna bindik. Karadeniz’de üç ya da dört gün geçirdikten sonra Trabzon’a vardık. O geceki akşam yemeğinde bir Rum lokantasında bir güveç yedik. (...) Güveç, sofranın ortasında tek bir sahanla ikram edildi. Herkese birer büyük kaşık verildi. (...) Trabzon’dan Erzurum’a yaptığımız yolculuk bir haftamızı aldı. İç kesimlerin ekmeği, incecik tabakalara sarılarak ve sertleşinceye kadar pişiriliyordu. (...)

Erzurum altmış bin nüfuslu, yoğun ve kalabalık bir şehirdi. Bir hisarla çevriliydi. Evler, ekseriyetle güneşte kurutularak yapılmış tuğlalarla inşa edilmiş; sağlam, dikey kalaslarla desteklenmişti. Bunlar alçak boylu, ince bir toprak tabakayla kaplanmış düz çatıları olan evlerdi.

(Erzurum’un) çarşılarında (...) boydan boya el işlemesinden mamul gümüşlere ayrılmış bir sokak vardı. Orada halis gümüşten kemerler bulabilirdiniz. Gümüş kap kacak ve gümüş ziynet eşyası da epeyce vardı. Bir başka sokakta tamamıyla pirinçten yapılmış eşyalar satılırdı. Vazolar, tepsiler, fincanlar, harika bilezikler...

ABD’li Eğitimci Mary Mills Patrick, Son Sultanların İstanbul’unda,


1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
♦ tarafından
Mary Mills Patrick’in yazdığı eserlerde İstanbul ve Erzurum hakkında birçok bilgi bulunmaktadır. İstanbul, hem Asya hem de Avrupa’yı birleştiren bir şehir olarak tanımlanmıştır. İstanbul, iki denizin ve iki kıtanın birleşim noktasında, muazzam su yolları ve çiçeklerle bezenmiş düzlüklerle çevrili bir yer olarak betimlenmiştir. Şehirdeki yapılar da oldukça etkileyicidir; camiler, kubbeler, hamamlar ve çarşılar dönemin Türk yapılarının olgunluk çağında olduğunu gösterir. Ayrıca, saraylar, camiler, hamamlar ve köşkler şehri özel kılan unsurlar arasında yer alır ve bunlar hiçbir yerde benzeri görülmeyen bir topluluk oluşturur. İstanbul'un mimarisi, zarif minareler ve parlayan mermerler gibi detaylarla zenginleştirilmişti.

Erzurum’a gelince, şehir 60 bin nüfusu ile kalabalık ve yoğun bir yerdi. Erzurum, surlarla çevriliydi ve evler, güneşte kurutulmuş tuğlalarla inşa edilmişti. Evlerin çatıları ise düz ve ince toprak tabakalarla kaplanmıştı. Erzurum’da, el işçiliğiyle yapılmış gümüş ürünlerin satıldığı sokaklar bulunuyordu. Bu sokakta, gümüş kemerler, kap kacak ve ziynet eşyaları gibi birçok değerli eşya satılmaktaydı. Ayrıca, pirinçten yapılmış eşyaların satıldığı başka bir sokak da vardı. Erzurum’daki bu detaylar, şehrin kültürel zenginliğini ve ticaret hayatını yansıtan önemli unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Mary Mills Patrick, İstanbul ve Erzurum’u farklı kültürel ve ticari öğelerle tanımlayarak dönemin toplumsal yapısı hakkında da önemli bilgiler sunmaktadır.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...